Truman Capote ve Batıl İnançlar

Truman Capote

Truman Capote, 30 Eylül 1924’te A.B.D’nin New Orleans şehrinde dünyaya geldi. Yazarlığa çok erken yaşlarda merak duyan Capote, daha on beş yaşında edebiyat dergilerine öyküler göndermeye başladı. On yedi yaşındayken bir sabah üç ayrı dergiden üç ayrı öyküsü için kabul mektubu aldı. Kısa öyküyle yazın hayatına başlayan Capote, yazdığı romanların sonrasında bile, en büyük tutkusunun kısa öykü olduğunu dile getiriyordu. Kısa öykünün en zor ve en disiplin gerektiren düz yazı türü olduğunu düşünüyordu.

Truman Capote

Capote’nin yazarlık hayatı başarılarla doluydu. İlk romanlarından itibaren yalnızca A.B.D’de değil, Avrupa’da da sevilerek okundu. 1950’lerden sonra çıkardığı kitapları, “Çimen Türküsü” (1954), “Gece Ağacı” (1954), “Tiffany’de Kahvaltı” (1966), “Soğukkanlılıkla” (1966), “Para Dolu Damacana” (1976) yazarın büyük ününe ün kattı. Capote’nin ünü, yalnızca kitaplarından gelmiyordu. Eşcinsel yönelimi, A.B.D’li ünlü oyun yazarı Tennessee Williams ile yarattığı skandallar, adının her zaman konuşulmasını sağladı. Amerikan sosyetesinde de kabul görmüş, partilerin kaçınılmaz ismi olmuş yazar, aynı zamanda Harper Lee ile yakın arkadaştı. Harper Lee “Bülbülü Öldürmek” kitabındaki çocuğun dilini Capote’den esinlenerek oluşturmuştu.

Tiffany'de Kahvaltı

Romanları “Tiffany’de Kahvaltı” ve “Soğukkanlılıkla” beyaz perdeye aktarılmıştı. Tiffany’de Kahvaltı, Capote’nin hayatından detaylarla örülü bir romandı ve filmi de kitabı kadar başarılı oldu. Filmin başrolü Holy Golightly’i, Audrey Hepburn oynuyordu. İkinci Dünya Savaşı’nın son günlerinde Mannathan sosyete çevresinde genç bir yazar ile gizemli komşusu Holy Golightly arasındaki aşkın anlatıldığı roman, yazarın en başarılı romanı oldu.  

Mason Currey “Günlük Ritüeller” kitabında Truman Capote’nin batıl inançlarından söz eder. Bunlardan biri yazarın aynı küllükte üç sigara izmaritinin bir arada olmasına izin vermemesi. Bu öyle garip bir alışkanlık ki, misafirlikteyken bile sürdürüyor. Eğer üç sigaradan fazla içmişse izmaritleri küllüğe bırakmıyor, cebine atıyordu. Bir diğer garip batıl inancı ise, cuma günleri hiçbir işe başlamaması ya da bitirmemesine dair inancıydı. Sayıların uğursuzluğu ise yazarın en büyük takıntısı. Takıntılı bir şekilde numaraları toplar, eğer sonuç uğursuz bir rakam ise sayılarla ilgili o işi yapmayı reddederdi. Örneğin, uğursuz bir sayı toplamına ulaşıyorsa, bir telefon numarasını aramayabilirdi. Bu takıntıları ile ilgili Capote, “Yapamadığım ve yapmayacağım şeyler sonsuz ama bu ilkel mefhumlara itaat etmek bana tuhaf bir rahatlık veriyor.” demişti.

Truman Capote

Yazarın bir diğer batıl inancı, yatakta yatmak ile ilgiliydi. Yatağa ya da kanepeye uzanmadan düşünemeyeceğini dile getiren Capote, bütün eserlerini yatarak yazmıştı. “Tam anlamıyla yatay bir yazar olduğum söylenebilir. Elimin altında sigarayla kahve, yatakta uzanmadan veya bir koltukta gevşemeden düşünemiyorum. Benim kesinlikle tütün içip, bir şeyler yudumlamam lazım. Akşamüstü kahveden nane çayına, ondan Sherry’e, Martini’ye geçerim.” The Paris Review’daki röportajında yazı ritüelini bu şekilde betimleyen yazar, yeni bir şey yazmaya başladığında daktilo kullanmıyordu. İlk versiyonu mutlaka kurşun kalemle yazar, sonra bütün yazdığını yine kurşun kalemle elden geçirir ve tekrar yazardı. Ancak son versiyonuna ulaştığını düşündüğünde daktilo kullanırdı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir