Tiyatro ve Sirk

 

Bu yazıyı yazmamın bir nedeni, son yıllarda sirk ve tiyatronun birbirlerinden aldıklarıyla nikâh kıymalarıdır. Her ikisi de bu aldıklarıyla birbirinden değişik sentezlere ulaşmışlar ve bundan yeni bir sirk ve tiyatro anlayışı var olmuştur. Sirk, çeşitli becerileri bir araya toplayan bir gösteri biçimidir. Yoksa akrobasi, jonglörlük, at binicilikteki ustalık gibi beceriler zaten gösteri dünyasının başından beri vardı. Sirk, bunları bir araya belli bir düzen içinde toplayan bir kuruluştur. Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde Meyerhold, bio-mekanik oyunculuk ve grotesk anlayışı ile sirki, tiyatro uygulamasına sokmuştur. Şimdi bu konu üzerinde biraz durmak gerektiğini düşünüyorum.

Değişik türden hüner gösterileri, dünyanın her yerinde, Asya’dan Afrika’ya, Avrupa’dan Amerika  ve Avustralya kıtalarına kadar olağan birer gösteri biçimi olarak gelişmiştir. Orta Asya’da ‘yüz oyun’ anlamına gelen Pai-hsi güreşleri, hayvan kılığına girmiş oyuncuları, taklitleri, akrobasiyi, jonglörlüğü, şarkıları, dansları ve müzik eşliğinde yapılan gösterileri kapsamıştır. Bu çeşitli gösterilerin gelişmesinde, Çin bilgini Wolfram Eberhard, başka budunlar kadar Türklerin de katkısı olduğu düşüncesindedir. Eski Mısır’da da jonglörler, akrobatik gösteriler olduğu anlaşılıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşundan başlayarak, önceleri Bursa, Edirne, sonra da İstanbul’da düzenlenen şenliklerdeki çeşit çeşit gösteriler, hiç kuşkusuz Roma mimus‘una ve Orta Asya Türklerine kadar uzanır. On dokuzuncu yüzyılda İstanbul’a gelen bir İngiliz gezgin, gördüğü gösterilerde tamamen Roma İmparatorluğu dönemindekilere benzer oyunlar seyrettiğini belirtir. Anadolu’ya gelen Türkleri, Bizans ile zorunlu siyasal ilişkileri göz önünde bulunduracak olursak, Roma mimus‘unun mirasçısı olan Bizans’ın bu gösteriler üzerinde etkisi olabileceği anlaşılır. İÖ 400-300 sürecinde Roma İmparatorluğu’nda gladyatör dövüşlerine, araba yarışlarına, jonglörlüge, akrobasiye, hayvanlarla gösterilere, İspanya’da boğa dövüşlerine, at biniciliğine, savaş oyunlarına rastlanıyor.

Hüner gösterileri, Selçuklu İmparatorluğu ve Osmanlı şenliklerinde 11. yüzyıldan beri vardı. İlk somut kaynağı Bizans Prensesi Anna Komnena’nın Kronikler’inde (1148) buluruz. Prenses’e göre, Selçuklu saraylarında çeşitli hüner sahibi kişiler bulunuyormuş ve bunlar Selçuklu sarayında gösteriler düzenliyorlarmış.

Romalıların ludi dedikleri, taklitten çok akrobasi ve hünere dayanan gösterilerini biliyoruz. Yedinci yüzyılda Sevillalı Isidore, şarkı söyleyip akrobatik gösteriler yapan histriones’lerden söz eder.

Müzik, dans ve soytarılık, eski dönemlerden bu yana birbirini tamamlayan şeylerdi. Aynı durum Türk seyirlik gösterilerinde de vardır. Bu gösterilerde müzik, dans ve maskaralık birbirini tamamlayan öğelerdi. Güreşlerde nefir ve davul, hokkabazlıkta zurna ve def, Karagöz’de nareke ve def çalınması, ‘ortaoyunu’nda bir çalgıcılar takımının bulunması, bu oyun türlerinin tümünde çeşitli dansların yapılması, ‘matrak oyunu’nun, tartımla oynandığı için dansa benzemesi, soytarıların müzik eşliğinde dans etmeleri gibi ayrıntılar, müzik ile gösteri sanatı arasındaki sıkı bağı vurgular.

***

İlk kez bütün bu hünerleri bir araya getirip onları bir sıraya oturtan sirk olayının babası, askerlikten sonra at binmeyi bir hüner haline getirip gösteriler düzenleyen Philip Astley (1742-1814) adlı bir İngiliz’dir. At binmedeki çeşitli hünerleriyle bütün Avrupa’da temsiller vermiştir. 1764-65’te Rusya’da, 1772-73’te Amerika’da gösteriler düzenlemiştir. 1768’de Londra’da bir binicilik okulu açmıştır. Bu okulun sahnesi daire şeklinde bir arenadır. Hem hünerli bir binici hem de iyi bir eğitmen olan Astley’in ünü bütün dünyaya yayılmıştır. Bir süre sonra, 1770’te gösteri çeşitliliğinin önemini kavrayarak arenaya akrobatlar, jonglörler, ip canbazları, palyaçolar getirmiş, palyaçoları gösteri aralarında kullanmıştır. Astley, 1782’de Paris’te Amphithéätre Anglois adı altında ikinci sirkini açmıştır. O yıl karşısında yine hünerli bir binici olan Charles Hughes (1747-1797) rakip olarak belirmiştir. Bir zamanlar Astley’in grubunda olan Hughes, Londra’da Kıraliyet Sirki ve Biniciler Filarmonik Akademi adı altında bir sirk kurarak rekabete başlamıştır. Hughes, 1793 yılında sirkiyle Rusya’ya giderek Çariçe Katerina’nın önünde gösteriler düzenlemiş ve Katerina’nın büyük ilgisini çekmiştir. Hughes’in öğrencisi John Bill Ricketts (? – 1800), 1797’de, ABD’de ilk sirki kurmuştur. Ricketts, aynı zamanda Kanada, Montreal’da ilk sirki kuran kişidir. Onun ABD’deki tek rakibi, öğrencisi ve at binicisi olan Philip Lailson olmuştur; o da ilkin New Yok’ta, sonra Meksika’da bir sirk kurmuştur. 1797’de sanatçılarını giysileriyle ve müzisyenleriyle Philadelphia caddelerine salmış ve böylece sirk yaşamında bir ilki de başlatmıştır.

Bundan sonra sirk olgusu her yana yayılmıştır. Her ne kadar, dünyanın çeşitli yerlerinde önce ortaçağda ludi’lerle, sonra da özellikle Rönesansla birlikte hüner sahipleri münferit gösteriler yapmışlarsa da bunların SİRK adı altında bir araya gelmeleri on sekizinci yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşebilmiştir. Bugün akrobasi alanında teknik açıdan en ileri ülke Çin’dir. Çinli akrobatlar teknik açıdan sıradışı bir aşamaya gelmişlerdir. Tarihte, Çin’deki ilk akrobasi gösterisi Doğu Han Hanedanlığı döneminde,  İÖ 108 tarihinde, İmparator Wu’nun sarayında yabancı diplomatlar önünde yapılmıştır. Zhang Heng akrobasi temalarını ortaya atan ilk bilim adamıdır.

1880’den beri, Rusya da sirk kültür yaşamında önemli bir yer tutuyordu. 1917 Ekim Devrimi’yle bunu daha sistematik bir duruma getirmek ve geliştirmek için 1927’de Moskova’da bir sirk okulu kurulmuştur.

***

Sirki tiyatroyla birleştiren ilk yönetmen Vsevolod Meyerhold’du. Tiyatronun daha geniş halk kitlelerine ulaşması için iki şeyi önemli buluyordu: birinci olarak düşünme-tartışma, ikinci olarak da Grotesk oyunculuk. Bunun için de, oyuncularının birer akrobat ve palyaço olmaları gerekiyordu. Bu onu biyo-mekanik oyunculuk adını verdiği bir sisteme yöneltti. Taylorizm ve onun Rusya’daki temsilcisi Gastev’in çalışma sistemi Meyerhold’u etkileyen kaynaklardan biri olmuştur. Sanatçıya göre, ustalaşmış, nitelikli bir işçiyi çalışma sırasında gördüğümüzde hareketlerinde şu dört temel özelliği izleriz:

1- Gereksiz ve sonuçsuz hareketlerin yokluğu;

      2-Tartım;

      3- Yerçekimi açısından gövdenin doğru duruşu;

      4- Denge.

Bu temel özelliklerle hareket eden işçi, dansa yakın bir düzen içindedir; geleceğin oyuncusunun da bu özellikleri edinerek dinamiğini düzenlemesi gerektiğini belirtmiştir. Meyerhold, oyuncunun sanatının kendi malzemesini düzenlemek olduğunu, kendi yetileriyle, bedeninden elde edeceği ifadeyi doğru yolda kullanması gerektiğini belirtir. Oyuncu hem düzenleyendir (sanatçı) hem de düzenlenendir (malzeme).

Meyerhold, kendi döneminin karşı çıktığı oyunculuk anlayışlarında iki yöntemin egemen olduğunu, bunların birinin esinlenme ve sezgiyi, ikincisinin “otantik duygular“ı kullandığını, temelde ikisini de aynı, ancak gerçekleştirme araçlarında ayrıldıklarını belirttikten sonra birincisinin “narkotik uyarıcı“, ikincisinin ise “hipnotizma” kullandığını sözlerine ekler. Bunun için de oyuncunun duygularının ağırlığı altında ezildiğini ve hareketlerini ya da sesini ayarlayamadığını söyler. Ona göre, yalnızca istisna olan büyük oyuncular, doğru yöntemi sezgiyle bulmuşlardır, çünkü rolü içten dışa değil, dıştan içe geliştirmişlerdir:

 

Rollerine dışardan yaklaşanlar, teknik ustalığı sağlayan yöntemi geliştirmeyi başarmışlardır. Bunlar arasında Duse, Sarah Bernhardt, Grasso, Chaliapin ve Coquelin vardır “.

Sanatçıya göre, psikolojik temeller üzerine kurulu tiyatro, kum üzerinde inşa edilen bir ev gibi çökmeye mahkûmdur. Öte yandan, fiziksel öğelere dayalı bir tiyatro sağlam ve kesindir. Oyuncu kendi fiziksel durumunu doğru olarak saptadığı an, onu seyirciye yönelten ve öbür oyuncularla ilişkiye sokan uyarım (excitation) noktasına ulaşır. Fiziksel durumların ardı ardına geliştirilmesinden uyarım noktaları ortaya çıkar.

Fiziksel kültür, akrobasi, dans, ritmik, boks ve eskrim oyuncu için yararlı çalışmalardır. Akrobasi, her şeyden önce oyuncuların birer akrobat olması için değil, beden dilindeki duyarlılıklarının arttırılması için gereklidir.

Meyerhold’un yazılarına baktığımızda, 1905’ten başlayarak onun yapım yöntemlerinin mim ve hareketle biçimlendiğini görürüz. Sanatçı, 1913 yılında, kendi stüdyosunu açtığında commedia dell’arteve doğu tiyatrolarının konvansiyonlarını araştırma fırsatını bulmuştur. İşte bu sırada sonradan biyomekanik  adını verdiği yönteminin temellerini atmıştır.

Meyerhold, 1921’de Sukhovo-Kobilin’in Smert’ Tarelkina (Tarelkin’in Ölümü-1869) adlı yapıtını “eksantrizm” anlayışıyla uyguladı. O, bu oyunu ilk kez, 1917’de Petersburg’daki Aleksandrinski Tiyatrosu’nda yine kara mizah yanını vurgulayarak sahnelemişti. Bu uygulamada yine, sirk gösterilerinin akrobatik hareketlerini kullandı. Dekor,  kafeslerden yapılmış dev bir kıyma makinesi ile birkaç banktan ibaretti. Eşyalar, hokkabaz eşyaları gibi hileliydi. Masanın bacağı kopuyor, yere devriliyor, iskemleye oturan kendini yerde buluyor, bir tabure boş kapsül atıyordu. Bu yetmiyormuş gibi, seyircinin arasında, en ön sırada oturan yönetmen yardımcısı episod aralarını seyirciye doğru boşalttığı bir tabancayla haber veriyordu. Tarelkin, trapez üzerinde kaçıyordu. Mahpus, dev bir kıyma makinesinden geçiriliyordu. Doğal olarak, kişiler de grotesk anlayışta ele alınmışlardı.

Meyerhold’un tiyatroyu sirk gösteriyle yeni bir senteze götürmesi, sonradan birçok yönetmen tarafından uygulanmıştır. Ondan sonra Erwin Piscator, Bertolt Brecht, Jerome Savary, Ariane Mnouchkine gibi birçok yenilikçi yönetmen sirk öğelerini kullanmışlardır.

***

Çağdaş sirki anlatırken buna sirkin estetize edilmiş biçimi de diyebiliriz; çünkü sirk artık yalnızca hüner gösterilen bir yer olmaktan çıkmış, belli bir mekân tasarımıyla, etkili  bir ışık düzeniyle ve belli bir oyun düzeniyle yapılan gösterileri içermeye başlamıştır. Bu da tiyatronun sirke bir hediyesidir. Bugün dünyanın en gelişmiş ve büyük sirkleri artık hünerlerini belli bir konu içinde ve estetik bir görünümle göstermeyi tercih etmektedirler.

Dünyanın en büyük sirklerinden olan, örneğin 1984’te kurulan Cirque de Soleil’in Amerika, Asya ve Ortadoğu, Avrupa, Okyanusya, Afrika gibi dünyanın hemen her yerde şubeleri, dolayısıyla etkinlikleri vardır. Bunlar kendi bölgelerinde turlarla etkinliklerini genişletirler. Onların hedefi, “seyredenlerin imgelemlerini yaratıcı duruma getirmek”tir; bunun için de, her hazırladıkları gösteri yalnızca sirk numaralarını kapsamaz. Seyredeni, bir yandan şaşırtıcı numaralarla heyecanladırırken, öbür yandan estetik görünüşlerle seyircinin görme hazzına yönelirler. Bu sirkte, değişik türde yüzün üstünde hüner sahibi vardır ve bunlar otuz değişik ulustandırlar, sirkte yirmi beş farklı dil konuşulur.

Örneğin, Cirque  de Soleil’in 21 büyük konulu gösterilerinden biri olan Corteo, usta, estetik akrobatlarla gösterilen şiirli karakterlerin bir geçit alayı gibidir. Başka bir gösterisi Amaluna mitologyaya dayanarak Prospera ile sevgilisinin aşkını ele alır. Allegria, enerjiye, güzelliğe ve gençliğin gücüne bir barok övgüdür. Yerçekimi yasasını âdeta alaya alan gösterileri içeren KA, palyaçoların akrobasisiyle komik bir gösteri olan Kooza, imgeleme sınırsız ve eğlenceli bir yolculuk olarak tanıtılan La Nouba, Beatles müziği eşliğinde, yine imgelemi kışkırtan giysi, ışık ve mekân tasarımlarıyla oluşan The Beatles Love, sinema dünyasını ele alan ve sıradışı gölge oyunlarıyla gelişen Iris, kuklaların da kullanıldığı Mystère, genç bir kızın imgeleme kaçışını gösteren Quidam, insanın evrimini gösteren görkemli Totem, bir yanardağ zirvesindeki ormanın derinliklerindeki sıradışı bir dünyayı canlandıran Varekai ve daha birçoğu bu sirkin tiyatralleşmesinin birer kanıtıdır. Şimdilerde bu tür sirkler her gün biraz daha artmaktadır.

Tiyatro ve sirk dünyaları artık birleşmiştir. Tiyatronun da daha fazla görselliğe yöneldiği çağımızda, tiyatro oyunculuk eğitimi üzerindeki uygulama tekniklerimizi yenilememiz gerekmektedir. Başlangıcından beri tiyatronun temel öğelerinden biri olan hareket üzerinde daha fazla durmamız gerektiği, artık kuşku götürmeyen bir gerçektir.

Özdemir Nutku

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir