Şiire Aşık Yazar: Elizabeth Smart

Elizabeth Smart

Bir kadın kitapçının birinde bir şiir kitabına rastlar. Kitabı eline alır, sayfaları çevirir, sözcüklere dokunur. O şiirlere aşık olmuştur ve o şiirlerin etkisiyle hiç tanımadığı, adını ilk kez gördüğü bir şaire de… Bir yolunu bulur, şaire ulaşır. Şair, George Baker’dir. Evli ve uzaktadır. Japonya’da öğretmenlik yapmakta ve maddi sıkıntılarla boğuşmaktadır. Kadının da maddi durumu iyi değildir ama Amerika’da çalışıyordur. Bir yıl boyunca yaptığı ekstra işlerden kazandığı paralarla şairi ve karısını Amerika’ya, kendi yanına getirtir. Aşk uğruna göze alamayacağı şey yokmuş gibi görünen bu tutkulu kadının adı, Elizabeth Smart.

Elizabeth Smart 1913 yılında Kanada’nın Ottawa kentinde doğdu. Kanada’da özel okullarda eğitim gördükten sonra Londra’da King’s Collage’da bir yıl okudu. İşte George Baker’ın kitabıyla da o yıl, bir Londra kitapçısında tanışmış ve bu tanışma onu çağın en tutkulu aşıklarından birine dönüştürmüştü. Elizabeth Smart, George Baker’la hiç evlenmedi ama ona dört çocuk verdi. Şaire duyduğu aşkı “Merkez İstasyonu’nda Oturup Ağladım” kitabında anlattı. 1945 yılında yayımlanan kitap, şiirsel düz yazı klasiği olarak kabul edildi. Savaştan sonra gazetecilik ve reklamcılık yaparak çocuklarına baktı. 1963’te ise Queens dergisinin editörü oldu. Fakat bir süre sonra edebiyat sahnesinden adımını geri çekti ve köşesine çekildi. Elizabeth Smart’ın Türkçeye kazandırılmış iki kitabı var. İlki, artık bir klasik sayılan “Merkez İstasyonu’nda Oturup Ağladım” ikincisi ise, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki günlerini anlattığı “Serseri ve Kopukların Göğe Çıkışları.”

Elizabeth Smart

“Kensington’daki yıkıntıların arasında geziniyorum, yoldan geçen aşağılık, deli yüzler boş kese kağıtları gibi. Savaştan kalan yıkıntılar bir kayanın oyuklarını, bir yara izini andırıyor, bu yıkıntıların geçmişi gelecekte yinelenerek yaşanacakların hepsi, insan belleğinin saklayabileceği her şey.”

“İşte dışarıdaki sahne bu, içerideki sahneyle uyum içinde görünüyor, çünkü bunlar beş yaşındaki bir çocuğun göz alabildiğine yeşil Kensington Bahçelerinde top koştururken gözledikleri değil kuşkusuz.”

Bu satırlar “Serseri ve Kopukların Göğe Çıkışları” kitabından. 112 sayfalık yapıtın ilk bölümü savaş sonrası ortamını tasvir ediyor. “Merkez İstasyonu’nda Oturup Ağladım” kitabında şair George Baker’a duyduğu aşk için yas tutuyordu Smart. Bu kitabında ise savaş sonrası dünyaya tutulmuş bir yas var. Dünya öyle kederli ve acı dolu bir yer ki, yazarın ruhu da içi de aynı karanlıkla boğuşuyor. Kitap boyunca ana karakterin iç sesini dinliyoruz. Şiirsel, kederli, zaman zaman kendini çok eleştiren zaman zaman bir trene atlayıp Fransa’ya gidebilecek kadar uçarı bir sesin gelgitlerini dinliyoruz. Savaşın hem maddi hem manevi yıkımlarıyla sarsılmış yalnız ve çocuklu bir kadının hikâyesi anlatılan. Şiire aşık bir yazarın şiirle, imgelerle yüklü metni, ataerkil dünyaya kadınca bir karşı duruşu gösteriyor.

“Bak baharlar nasıl da girdap gibi dönüyor ve sen, şapkan yana yatmış, soluğunu düzenleyip, işte SAATİ geldi, demeye zaman bulamıyorsun. Hareketsiz yatıp kalmış bir amip gibi tıpkı, devasa, mevsimsiz, aptal bir kışkırtı bekleyen. Bunun olamayacağını biliyorsun. Bulaşığı filan bırak da çevrene bir bak.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir