MÜZİK TERAPİNİN HAYATIMIZDAKİ YERİ

Dünyadaki tek ortak dil olan müzik, her insanı farklı bir biçimde etkilemekle birlikte, hayatın önemli bir parçasıdır. Bir annenin söylediği ninni, doğadaki kuşun sesi, dalgaların kıyıya vuruşu, rüzgârın uğultusu, gök gürültüsü… Doğadaki bütün sesler ve insanların bu seslerden etkilenerek yarattıkları tüm melodiler yaşamımızın bir parçası haline gelmiş, her insanın bu sesleri duyduğunda yaşadıklarından da etkileşimler alıp değişik duygular hissetmesini sağlamıştır. Örneğin kimimiz için bir kuşun sesi çok rahatlatıcı gelirken, bu sesi duyduğu anda kötü bir olay yaşamış olan bir insan için, kötü anıları hatırlatan tetikleyici bir faktör olmuştur.

Müzik sınırlı bir beyin alanı ile değil tüm beyinle etkileşebilir, farklı beyin alanlarında aktivasyon, senkronizasyon ve ritmik kenetlenme örüntüleri oluşturabilir. Hem çalınırken hem de dinlenirken nöral etkileşimler yaratır. Müzik beyni ve fonksiyonel bağlantıları değiştirebilir ki buna da nöroplastisite denir. Müzik insan üzerinde bazı fizyolojik etkiler oluşturabilir. Kalp hızı, solunum ritmi, kan basıncı, cildin nem düzeyi, kas gerginlik düzeyi, kan kimyası ve hormonal aktiviteleri değişebilir. İleri nöro-görüntüleme yöntemleri, özellikle de fonksiyonel MR aracılığı ile herhangi bir işlevi yerine getirirken beynimizdeki kan akışının ne yönde değiştiğini, yani, aktivasyonun artıp azaldığını görebiliriz.

Müzik terapi II. Dünya Savaşı sırasında, yaralı askerlerin kaldığı hastanelerde müzikli uygulamaların kullanımı ile başlamıştır. Müziğin hastaların iyileşme sürecindeki etkileri fark edilince, eğitimli müzik tedavi uzmanlarının gerekliliği doğmuştur. Bu sayede müzik terapi denilen sistematik bir disiplin alanı ortaya çıkmıştır. Dünya Müzik Terapisi Federasyonu (WFMT) müzik terapiyi şu şekilde tanımlamaktadır: “Müzik terapisi, bir müzik terapistinin bir hasta, danışan (client) veya grupla, onların fiziksel, duygusal, zihinsel, sosyal ve kognitif ihtiyaçlarına karşılık verebilmek adına iletişim, diyalog, öğrenim, mobilizasyon, ifade, organizasyon ve bunlarla ilişkili diğer terapötik amaçları gerçekleştirebilmek ve kolaylaştırmak amacıyla planlı bir terapötik ilişki sürecinde müzik ve/veya müzikal unsurları (ses, ritim, melodi ve armoni) kullanmasıdır.”[1] Gerekli eğitimleri almış olan bir terapistin rehberliğinde hastanın ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olan müzik terapisi, rehabilitasyon, özel eğitim ve toplum için müziğin etkisini kullanan, kanıta dayalı tedavi edici bir yöntemdir ve duygusal, fiziksel zihinsel veya motivasyonel desteğe ihtiyaç duyan herhangi kişinin duygusal, bilişsel, fiziksel ve sosyal ihtiyaçlarını ele alır. Müzik seçimi hastanın/danışanın sosyal geçmişi açısından önemli bir faktör olduğundan bu seçim hastaya ya da yakınlarına sorarak değerlendirilir. Hasta veya danışanın bireysel ihtiyaçlarını değerlendirdikten sonra da şarkı yazma, dans etme, şarkı söyleme ve/veya müzik dinleme gibi çeşitli yöntemler arasından uygun olanı belirlenerek müzik terapi uygulanır. Terapiden faydalanacak olan kişi için müzik yeteneği mutlaka gerekli değildir hatta bazı durumlarda, hastanın müzisyen olması terapiyi zorlaştırabilir.

Müzik terapi gelişimsel bozukluklar (zihinsel, fiziksel ve duygusal engellilerde, öğrenme zorluğu olanlarda, ADHD dikkat dağınıklığı hiperaktivite, ASD atrial septal defekt, davranış problemleri), tıbbi durumlar (doğum, prematüre bebekler, pediatri, onkoloji, ameliyatlar, akıl hastalığı üniteleri, fiziksel rehabilitasyon), geriatri (sağlıklı yaşlılar, nörolojik problemleri olanlar, duygudurum bozuklukları, uyku problemleri, diğer tıbbi problemler, terminal hastalıklar) ve toplumsal alanlarda (risk altındaki çocuklar, yaşlılarda önleme olarak, akıl hastalıklarında sosyal kulüpler ve gruplar)  kullanılabilir.

Müzik terapisi sırasında iletişim müzik yoluyla, hasta ve müzik terapisti arasında olur ve müzikal müdahale için ne kullanılırsa kullanılsın kanıt temelli olması çok önemlidir. Terapiden alınan sonuç müzik terapistinin hasta ile kurduğu bağ ile çok alakalıdır, çünkü bu bağ hastanın defans mekanizmasının zayıflayıp açılmasını sağlar. Burada ayrıca kurulan göz kontağı, dokunuşlar ve müzik teknikleri de büyük önem kazanır (Fumio Kuribayashi, 2011). Müzik terapi kendi içinde aktif ve pasif olarak ikiye ayrılsa bile, terapi alan birey hiçbir zaman tamamen pasif değildir. Çünkü pasif dinleme uygulamalarında bile hasta aslında olaya müdahildir. Müzik terapisinin bir diğer özelliği ise sadece kısıtlı sayıda değil büyük sayıda insan topluluğuna da etki etmesidir. Kültürel altyapıları benzer olan hastalar bir araya getirilebilir.

Müzik terapi, ritmi, fiziksel ve motor fonksiyonları etkilemek için kullanır (özellikle Parkinson hastalığında) çünkü ritim işlemcileri beynin motor sistemini (premotor, lateral serebellum ve bazal gangia bölümleri) regüle eden alanları ile yoğun etkileşimlerde bulunur. Müzik beynin bilişsel fonksiyonlar olan dikkat, bellek ve dil alanlarını uyarır, fiziksel ve duygusal etkileşimler sağlar ve bu yolla birliktelik farkındalığını arttırır. Ritim fiziksel alanlara, melodi duygusal alanlara ve armoni bilişsel alanlara daha yoğun etki eder.

Duygu tarafı beynin limbik sistemindedir. Melodi insanların duygusal yönlerine etki ederek tepki vermelerini sağlar. Bu tepkiler pozitif veya negatif olabilir. Hatta konuşma yeteneğini kaybetmiş hastalarda bile müzikal uyaranlara gösterilen duygusal tepkiyi hastanın yüz ifadelerinden (ağlamak, gülümsemek..) görebiliriz.

Armoni, bilişsel alanlara etki eder. Bir bilgiyi akılda tutmak müzik yoluyla çok daha rahat olur. Özellikle zihinsel engelli, öğrenme bozukluğu olan çocuklarda müzik çok etkilidir. Müzik ile aktivasyon sağlandığında bilgiyi depolama, akılda tutma ve dikkat toplama konusunda büyük ilerlemeler görülmüştür. Aynı şekilde afazi yaşayan insanlara da işlevsel cümleleri nasıl kullanacakları müzik yoluyla öğretilebilir.

Müzik terapinin bazı hastalıklardaki etkilerine baktığımızda değişik sonuçlarla karşılaşıldığını görüyoruz. Müzikal bellek beynimizdeki en çok korunan yer olduğu için Alzheimer hastalarında müzikle beraber ajitasyonun azalmış fakat hastalığın doğal bir süreci olan durgunluk ve sakinlikte ise müzikle beraber aktivasyon artışı sağlanmıştır. Örneğin, Prof. Dr. Şükrü Torun’un Alzheimer hastaları üzerinde yaptığı çalışmada klasik Türk müziğinin etkisi sakin ve durgun olan hastalarda ayağa kalkıp dans etme ve müziğe eşlik etme olarak görülmüştür. Disleksi yaşayanlarda düzelmeler olmuştur (Torun, 2018). Parkinson hastalarında da müzik ve ritimle düzgün yürüme başlamıştır (Mercadal-Brotons, 2018).

Demans hastalarında aynı aktivitenin aynı müzik ile defaten kullanımı ve basit ve ritmik müzik kullanımı hatırlama açısından önem arz eder (Hiroko Fujimoto, 2011). Demans hastalarında müzik ile olan etkileşimle beraber çalınan müzik kesilse bile hasta şarkının devamını kendisi söyleyebilmiştir (Torun, Aytöbük,2018). Ayrıca kaybolan bazı hatıralar 10 haftalık bir müzik terapi sayesinde az da olsa geri getirilebilmiştir (Kruijssen, 2014). Kişiselleşmiş müziğin kullanımı ile yapılan flaş müzik terapi ile kendini ifade etme güçlüğü yaşayan ağır demans hastalarında bile kaybolan hatıralara geri dönüş yapılabilmiştir (MiekoLizuka, Michikazu Nakamura, 2014). Çeşitli kazalar sonucu kaybedilen konuşma yetisi tekrar yerine gelmiş, astım epizotlarında terapi sayesinde azalma sağlanmıştır. Ayrıca Müzik terapi, acı ve ağrıyı azaltıcı bir yöntem olarak da kullanılmıştır. Otistik hastalarda sözel ve sözel olmayan yönlerde gelişmeler sağlanmış, prematüre bebeklerde uyku düzeni ve kilo alma konusunda etken olmuştur. Uzuvlarında birtakım eksiklikleri olan hastalar, virtüöz olamasalar da bir müzik grubunun parçası olabilecek kadar ilerleme kaydetmişlerdir (Mercadal-Brotons, 2018).

Günümüzde yaşlı popülasyonunda bir artış vardır. Şu anda 85 yaş üstü olan dördüncü bir yaşlı grubu oluşmuş durumdadır. İnsanlar yaşlandıkça da yaşa bağlı olan hastalıklarda artışlar gözlemlenmiştir. Özellikle demans olma yüzdesi artmıştır. Yaşlılar emekli olduklarında kendilerini işlevsiz hissetmeye başlarlar. Bu da depresyona girmelerinde büyük bir rol oynar, ruhsal çöküntüler yaşarlar. Bunun yanı sıra kendi hayatları üzerindeki kontrolün kaybolması (özellikle yaşlı bakım evinde olan yaşlılarda), kararların başkaları tarafından alınması hayatlarını sorgulamaya ve ölümü sorgulamaya başlamalarına yol açar. Yaşlı depresyonunu önlemenin en önemli yolu yaşlıları aktif tutabilmekten geçmektedir. Tipik bir yaşlı profilinin olmaması, özellikle müzik terapistinin kişilere ve gruplara özel hareket etmesi gereğini doğurur. Müzik yaşlıları aktivite içinde tutmak, hayatın keyfini anlatmak için kullanılırken aynı zamanda da bir araya gelen yaşlıların fiziksel ve hafıza açılarından fonksiyonel durumda kalmalarını hedeflemektedir.

Müzik dinlemek özellikle yaşlı hastalarda rahatlamayı arttırmak, anksiyeteyi azaltmak, kötü deneyimlerden uzaklaşmak açısından önemlidir (Mercadal-Brotons,2011). Müzik terapi içinde kullanılan şarkı söylemek, enstrüman çalmak, dans hareketleri, müzik dinlemek, beste yapmak ve yaratmak, müzikal oyunlar, yaşlıların fiziksel-motor, bilişsel ve sosyal-duygusal gibi değişik fonksiyonel alanlarını stimüle etmek için kullanılır. Ayrıca müzik ve müzik terapi ağlamak, ajitasyon, bağırmak gibi çeşitli davranışsal bozuklukların azalmasında da pozitif olarak etki eder (Mercadal-Brotons,2011).

Özellikle demans ve Alzheimer hastalığı olan yaşlılarda konuşma yetisi azalmış olsa da sevdikleri şarkıları hala söyleyebilirler çünkü yapılan terapi ile bellek belirli bir noktaya kadar geri gelir. Felç geçirmekten dolayı konuşma yetilerini kaybetmiş olan yaşlılarda ise müzik yine kelimelerin yavaş yavaş geri gelebilmesinde etken olabilir.  Bilişsel olarak müzik hafızayı organize etmede ve bazı bölümleri geri getirmede kullanılabildiği için eşyaların adını hatırlama, kişilerin adını hatırlama hatta bazı tarihleri hatırlatmada da kullanılabilir (gerçekliğe yönlendirme tekniği). Müzik ve bazı görsel elemanlar birleştirerek de yaşlının hafızasını geri getirmekte başarılı sonuçlar alınmıştır (duyuları eğitme tekniği). Müzik, dans etmek, müzik ile yapılan çeşitli hareketler yaşlıların yürüyüş ve hareket kabiliyetlerinde gelişmeler sağlar. Çeşitli enstrümanların kullanımı ise el-kol kullanımı gibi fiziksel açıdan hareketi kısıtlayan faktörlerin gelişmesinde etken olur. Müzik terapinin yaşlılarda ayrıca ağrıların azalmasında da etken olduğu bilinmektedir. Bir topluluk içinde yapılan terapide yaşlı sosyalleşir, yalnızlık duygusundan kurtulur, hayata bağlanır. Ayrıca başkaları ile de etkileşime girmesi sağlanır. Yaşlılar konuşma yetisi olmasa dahi aile bireyleri ile kaliteli zaman geçirip faklı müziksel aktiviteler yapabilirler. Bu hem yaşlı hem de aile için ruhsal olarak pozitif sonuçlara yol açar.

Yaşlıların piyano gibi müzik aletlerinin eğitimini almaları kendilerini iyi hissetmelerini sağlamakta, uzun süreli hafızadaki bilgileri kazanmada etkili olabilmektedir (Olson, 1984). Zamanı, yeri şaşıran ve hafıza kaybından yakınan yaşlılara müzik ve dans programı uygulanmıştır. Hastaların sosyal ve duygusal uyumları ve uyanıklılık seviyeleri artmıştır. Demans hastalarında afazi ve hafıza kaybına rağmen eski şarkıları söyleme, eski müziklerle dans etme yeteneği uzun süre devam eder. Dil ile ilgili yeteneklerin bozulmasına karşın müzikal beceriler uzun süre nispi olarak korunur. Bazı vaka çalışmasında, hastaların önceden öğrendikleri bir şarkının adını veya bestecisini hatırlayamazken, şarkıyı çalabildikleri tespit edilmiştir.  Araştırmada kullanılan 5 hasta, trombonla önceden öğrendikleri bir şarkıyı çalabilmişlerdir. Müzik terapi demanslardaki gezinme davranışını azaltabilmektedir. Kadın demans hastalarında müzik terapinin ve okuma seanslarının etkinliği araştırılmış. 20 seanslık bir şarkı söyleme ve okuma programının ardından hastaların oturma sürelerinin şarkı söyleme programında daha uzun olduğu tespit edilmiştir. (Çoban, 2010)

Müziğin demans hastaları için eşsiz bir tedavi imkânı sunduğuna dair yaygın bir inanç vardır. Özellikle zihinsel bozuklukları düzeltmek için müzik kullanılır (Albridge, 2002).  Demans hastaları müzik terapi sonrasında öğleden sonraları ve akşam saatlerini daha sakin geçirdikleri için bakımından sorumlu kişiler daha rahat, daha sakin, iletişime daha açık ve daha sorumlu hale gelebilmektedir. Müziğin ajitasyonu azaltmasını sağlayan mekanizmaların başında, gevşeme etkisi ve kortizol gibi stres hormonlarını azaltması gelmektedir (Suzuki, 2004). Şarkı söylemenin geç dönem bunama hastalarında, sese doğru baş hareketi, göz kapağı hareketleri, göz kırpma ve el ile sesli cevap vermeleri artırdığı tespit edilmiştir. Bir çalışmada, günlük gazete okumanın da söz konusu becerileri artırmada etkili olduğu saptanmış ancak şarkı söylemenin daha etkili olduğu gözlenmiştir.  Bu tür hastalar için, günde 3¬4 seans/10 gün çok etkilidir. Özellikle bakıcının ilaç verme, yıkanma, giysilerini değiştirme gibi bakım işlemlerini yapmadan önce birkaç dakika şarkı söyletmesi veya söylemesinin çok başarılı bir girişim olduğu gözlenmiştir (Gerdner LA, Swanson EA., 1993).

Müzik terapi disiplini dışında kalan ve müzik tıbbı denilen sağlıkta çeşitli müzik uygulamalarını içeren yaklaşımlar da olumlu etkiler gösterebilmektedir. Örneğin, 20 Alzheimer hastasına dört hafta, haftada beş defa, otuz müzik dinletme seansları uygulanmış. Melatonin hormonunda artış edilmiştir. Gevşeme, rahatlama ve mutluluk seviyesi yükselmiştir (Kumar AM ve arkadaşları, 1999).”

Müzik terapistleri terapi sürecini kişilerin ihtiyaçlarına göre dizayn eder. Bir tedavi planı yazar ve hedefler koyar. Terapideki kazanımların ölçülebilir olması gerekir. Bunun için muhakkak rapor tutması ve gelişim formları hazırlaması gerekir. Terapist, terapi sırasında kullanacağı müziği seçerken hasta ve/ veya hasta yakınlarından yardım alır çünkü hastanın terapiye cevap verebilmesi için aşina olduğu, bildiği, sevdiği müzik kullanımı çok önemlidir. Mesela Amerika’da New York’ta yaşayan bir hasta için Türkiye’nin Güney Doğu’sundaki bir müzik bir şey ifade etmez. Aynı zamanda klasik müzik dinleyen bir hastaya da heavy metal müzik bir şey ifade etmez. Müzik duyguları ve hafızayı hareket ettirmek için kullanılıyorsa muhakkak hastanın geçmişine ait, kendisi için önem arz eden bir müzik, melodi olmalıdır.

Yaşlı hastalar genellikle yüksek volümden rahatsız olurlar, bunun için hoparlörlerin sesini fazla açmamak gerekir. Yaşlılarda basit enstrümanlar tercih edilmeli, bu enstrümanlar onların şarkı söyleyebilmesinde eşlik edebilecekleri ve müziği duyup algılayabilecekleri şekilde seçilmelidir. Yaşlılarda canlı müzik olabildiğince çok kullanılmalıdır. Kadınlarda ses yaşlandıkça kalınlaşırken erkeklerde bunun tam tersi olmaktadır dolayısıyla vokal ekstansiyon transpoze edilmelidir. Ritim ve tempo muhakkak uyabilecekleri şekilde ayarlanmalıdır aksi takdirde hasta katılımı engeller.

Hastaların müziğe mi, dansa mı tepki verdiği gözlemlenmeli ve hastayı aktif tutmak için gereken adaptasyonlar yapılmalıdır. Kişi eksiklerinin ve zorluklarının ötesinde değerli olduğunu hissetmeli, psikolojik açıdan ihtiyaçlarına saygı duyulmalıdır, kişiye konfor sağlanmalı, kişiliklerini koruma hakkı verilmeli, başka kişiler ve gerçeklikle temas kurmalarına yardımcı olunulmalıdır. Onlar için verilen kararlarda söz hakkına sahip olup onların da sürece katılmaları sağlanılmalıdır.

Tüm bunların sağlanması için Müzik terapistinin çok iyi bir eğitim almış olması ve kendini devamlı geliştirmeye devam etmesi gerekmektedir. Müzik terapistleri, yeterli seviyede müzik bilen, iyi bir terapi eğitiminden geçmiş, psikoloji bilgisine sahip, klinik deneyimi olan, klinisyenlerle çalışmış olan, fiziksel ve ruhsal rahatsızlıkları iyi tanıyabilen, hasta ihtiyaçlarını belirleyebilecek yeterlilikte olan ve müziği terapi sırasında nasıl kullanacağını bilen bir kişi olmalıdır. Müzik terapistinin sanatçı olması şart değildir, fakat yapılan terapötik çalışmayı, müzikal aktiviteleri klinik yarar için kullanabilecek bir müzikal kapasiteye sahip olmalıdır.  Yani bir müzik terapisti müzik teorisi, müzik psikolojisi, müzik terapi tarihi, çalgı teknikleri vs. bilmeli, temel psikoloji, beyin-müzik ilişkisi, klinik psikoloji, davranış bilimleri, İletişim vs. bilmeli, temel müzik terapi eğitimi almış olmalı, genel eğitim ve seçmeli dersler ile eğitimlerini güçlendirmeli, akademik eğitimlerini tamamladıktan sonra, tecrübeli bir müzik terapistin yönetiminde ve süpervizyonunda en az 6 ay klinik uygulama yapmalıdır. Bunun yanı sıra yapılan yurt içi ve yurt dışı konferanslara katılıp kendini sürekli geliştirmeğe çalışmalı ve müzik terapi konusundaki literatürleri takip etmelidir.

 

LARA YÜZATLI

HİSAR OKULLARI 12. SINIF ÖĞRENCİSİ

 

KAYNAKLAR

  • Torun Şükrü (2018), AYBÜTÖK, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Öğrenci Kongresi, ANKARA, 2018.
  • World Federation of Music Therapy – Supporting Music Therapy Worldwide, www.musictherapyworld.net/WFMT.
  • Müzik Terapi Akademisi. “Merhaba.” Müzik Terapi Akademisi, muzikterapiakademisi.com/.
  • Mercadal-Brotons Melissa (2018), Evrensel ve Bilimsel: Müzik Terapi Etkinliği, BAU Bahçeşehir Üniversitesi Konferansı, 2018
  • WFMT Online Journal, Proceedings of the 14th WFMT World Congress of Music Therapy, July 5-9, 2011 in Seoul Korea, Therapeutic group singing for older adults with dementia, Fumio Kuribayashi Nogoya College of Music, Japan
  • Toeun Şükrü (2018). Nörolojik Hastalıklarda müzik Terapi ve Müzik Uygulamaları.  Türkiye Klinikleri Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, 4(2), 71-78. (Kontrol No: 4313707)
  • WFMT Online Journal, Proceedings of the 14th WFMT World Congress of Music Therapy, July 5-9, 2011 in Seoul Korea, Suggested Long_Term Music Therapy for older Adults with severe dementia, Hikoro Fujimoto Souzou Gakueen University, Japan
  • WFMT Online Journal, Proceedings of the 14th WFMT World Congress of Music Therapy, July 7-12, 2014 in Vienna/Kerms, Austria, Quantitative Research of the Nonverbal Communication of people with dementia during the “Encounter” Group, Irene Kruijssen Stiching Cordaan, Netherlands
  • WFMT Online Journal, Proceedings of the 14th WFMT World Congress of Music Therapy, July 7-12, 2014 in Vienna/Kerms, Austria, Flash Song Therapy: A Method of Active Music Therapy for Dementia, Mieko Lizuka Music Therapist, Kyoto Medical Center, Japan, Michikozu Nakamura Department of Neurology, Kyoto Medical Center
  • WFMT Online Journal, Proceedings of the 13th WFMT World Congress of Music Therapy, July 7-12, 2014 in Vienna/Kerms, Austria, Flash Song Therapy: A Method of Active Music Therapy for Dementia, Mieko Lizuka Music Therapist, Kyoto Medical Center, Japan, Michikozu Nakamura Department of Neurology, Kyoto Medical Center
  • WFMT Online Journal, Proceedings of the 14th WFMT World Congress of Music Therapy, July 5-9, 2011 in Seoul Korea, Music Therapy in Gerontology in Spain Melissa Mercadal-Brotons Universitat Pompeu Fabra-Universitat Ramon Llull, Barcelona Spain
  • Sukru Torun – ResearchGate. researchgate.net/profile/Sukru_Torun.
  • Küçük, Gözlem. “Müzik Terapisi Nedir Ve Nasıl Yardımcı Olur?” Düşünbil Portal – Düşünmek Özgürlüktür!, 31 Jan. 2017, dusunbil.com/muzik-terapisi-nedir-ve-nasil-yardimci-olur/.
  • https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/10267964
  • Müzik Ile Terapi – 78.189.53.61. 78.189.53.61/-/apg/19/a_coban.pdf.
  • Improvisation as an Assessment of Potential in Early Alzheimer’s Disease, Gudrun Albridge, 2002
  • A Trio to Treasure: The Elderly, the Nurse and Music, Geriatr Nurs. 2001
  • Behavioral and Endocrinological Evaluation of Music Therapy for Elderly Patients with Dementia, Suzuki M, Nurs Health Sci. 2004
  • Effects of Individualized Music on Confused and Agitated Elderly Patients, Gerdner LA, Swanson EA. Arch Psychiatr Nurs. 1993
  • Kumar AM ve arkadaşları, Altern Ther Health Med., 1999 Kasım
  • “MüzikTerapisi.” Sanat Psikoterapileri Derneği, sanatpsikoterapileridernegi.org/muumlzik-terapisi.html.
  • Monitoring of Weekly Catch per Unit … – Dergipark.gov.tr. dergipark.gov.tr/download/article-file/595340.
  • MüzikTerapiAkademisi.“Merhaba.” MüzikTerapiAkademisi,muzikterapiakademisi.com/evrensel-ve-bilimsel.
  • “WFMT New Home.” World Federation of Music Therapy, www.wfmt.info/.
  • “Member ASSOCIATIONS.” EMTC, www.emtc-eu.com/members.
  • “Music Therapy for Health and Wellness.” Psychology Today, Sussex Publishers, www.psychologytoday.com/us/blog/natural-standard/201306/music-therapy-health-and-wellness.
  • “Cochrane.” Drug Treatments for Constipation Caused by Antipsychotic Medications, www.cochrane.org/CD003477/DEMENTIA_music-based-therapeutic-interventions-people-dementia.
  • 2011 Special Issue, musictherapytoday.wfmt.info/Music_Therapy_Today/Home.html.
  • Geng, Lisa. “The Power of Sound: A Therapy Worth Listening To?” Pursuit of Research, 28 June 2018, pursuitofresearch.org/2015/02/19/the-power-of-sound-a-therapy-worth-listening-to/.
  • http://auditoryintegrationtraining.co.uk/auditory-integration-training-ait-for-hearing-autism-adhd-add-dyslexia-and-other-special-needs-2/auditory-integration-training-ait-for-hearing-autism-adhd-add-dyslexia-and-other-special-needs/
  • Keneally, Patrick. “Sound Therapy.” The Guardian, Guardian News and Media, 6 July 2008, www.theguardian.com/lifeandstyle/2008/jul/06/healthandwellbeing5.
  • “Music To Help You Sleep Better – British Academy of Sound Therapy.” The British Academy of Sound Therapy, 3 Aug. 2017, www.britishacademyofsoundtherapy.com/sleep-problems/.
  • Music Therapy & Older Adults Fact Sheet. www.themusictherapycenter.com/wp-content/uploads/2016/11/mtcca_olderadults.pdf.
  • Çoban, Adnan. “Müzikterapi/Ruh Sağlığı İçin Müzikle Tedavi.” com, SÖZCÜKLER, 10 June 2005, www.kitapyurdu.com/kitap/muzikterapiruh-sagligi-icin-muzikle-tedavi/70709.html.
  • Torun Şükrü (2018). Neurobiological Basis of Music Therapy and Music Therapy in Neurology.  International Complementary and Traditional Medicine Congress.
  • Çelik Anıl, Koçkar Alan Abrek, Torun Şükrü (2018). Medikal Alanda Müzik Temelli Uygulamalar ve Müzik Terapi.  Uluslararası Müzik ve Dans Kongresi.

[1] World Federation of Music Therapy, 2011 World Federation of Music Therapy [WFMT]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir