Geçer

Canan Saka

“bildiğin tüm küçük hayatlar

bugün yenildiler sen hiç bilmezken

boş ver koşsun tüm harap insanlar”**

Okulunu oku, askere git, bir işe gir, evlen, çocuk yap, ev al, emekli ol, çocukları okut, öl. Aman sırayı sektirme, aman bir an olsun nefes alıp bu koskoca dünyada neler dönüyormuş bakayım deme. Sakın bunların dışında bir şeyin hayalini dahi kurma.

Ayrıca sahi, sen hayal kurabiliyor musun? Hayır, önümüzdeki sene arabanın modelini bir üstüne çıkarma planından bahsetmiyorum canım. Her şeyi bir kenara bırakıp bir hayal kurabilmeye gücün kaldı mı? Tümüyle başka biri olmak bile değil kastım, şu hiçbir keyif almadan, âdet yerini bulsun diye gittiğin her şey dahil tatilini bu sene değiştirmeyi hiç düşündün mü? Herkesin herkesle aynı şeyleri yapması hiç kafana takıldı mı?

Zaten bir kere kayarsan sana sunulan hayat çizgisinden, tekrar geri dönmek de istemeyeceksin. Sen istemeyeceksin de, sanki herkes kollarını açmış seni mi bekleyecek? Az biraz becerip de bir fert olabilmenin, sana verilenden başka bir şeyi talep edebilmenin acısını muhakkak çıkaracaklar senden. Ne demek benim istediğim hayat bu değil? Sen kimsin ki kendine bunu yakıştıramıyorsun? Biz düşündük ve hepiniz için uygun olan hayat sıralamasının bu olduğuna karar verdik, sen neyine güvenip de isyan ediyorsun?

Başarılı sayılabilmek için bir noktada sabitlenebilmek gerekiyor. Birilerinin çizdiği çizgide ilerleyip hep aynı noktada tekdüze yaşayarak kendini kabul ettirebiliyorsun ancak. Bir işte kariyerin olmasını istiyorsan o işi senelerce aynı ofiste bir gün olsun sektirmeden yapman lazım. Her gün aynı saatte kalkılacak, yatılacak, yemek yenecek, sağlığa dikkat edilecek… “Lan, ben biraz bırakayım, bir gezinip geleyim” diyemezsin. Döndüğünde hiçbir şeyi aynı bulamazsın çünkü.

Ben bundan bahsetmeyecektim bir saniye, ben size saçlarımdan bahsedecektim… Ne kadar zorluyorum kendimi bir bilseniz; saçlarımı kestirmemek için. Kendimle alakalı hiçbir şeyi değiştirmemek için. Başka biri olmanın, başka bir hayata başlamanın en ufak belirtisi bile korkutuyor beni. Saçları kısa bir başka benle karşılaşmaya gücüm yok.

Bu işten, evden, şehirden, dünyadan; yaşadığım bütün bu hayattan kaçıp gitmemek için kendimi ne kadar zorluyorum. Ve işin kötüsü, başarılı olmak gibi bir amacım da yok. Sırf hayatta kalmak için sıkışıp kaldığım sefil hayatım. Aylardır her şeyi sabitledim. Aynı işe aynı saatte gidiyorum, her gece aynı evde uykuya dalıyorum, saçımın rengi aynı, görüştüğüm insanlar, gittiğim yerler… Her şey sabit…

“Öldürücü Tekdüze”

O kadar yorgunum ki hayatımı yaşamaktan, uyumadan önce hayal bile kuramıyorum artık. Kafamı yastığa koyduğum anda uyuyakalıyorum. Belki hayal kurabilsem kaçıp gideceğim. Başka güzel bir ülkenin hayalini bir an olsun kurabilsem, hiç çekinmeden bu hayatımı bırakıp gideceğim.

Nasıl kurulurdu hayal? Bu beynimin şimdi işlemeyen hangi bölgesi hiç bilmediği bir şehrin daha güzel olabileceğine beni ikna ederdi? Hangi cesaret bana bavulumu toplatırdı? Yıkıp da elimde olanı, bambaşka bir şeyin peşinde beni koşturan kalbime ne oldu? Sanki yaşım büyüdükçe kalbim küçüldü, kafam küçüldü. Kendimi, elimde olan bir küçücük hayatın içerisine sığacak kadar küçülttüm. Sivri uçlarımı, hayallerimi, cesaretimi törpüledim de, bu ufacık kıt dünyaya kendimi sığdırabildim.

Bugüne kadar yıktıklarımı yeniden kurabilmek için her şeyi sabitledim aylar önce. En hazin sahneye geldiğimde durdurdum hayatımı. Şimdi aynı kötü görüntüye bakıp duruyorum.

Her şey kafasının dikine gidenleri yola getirmek için planlanmış gibi. “Tamam, sizin olsun mutlu hayatlarınız, kariyerleriniz, beyaz mobilyalı evleriniz” diyemiyorsun. Rahatça başarısız bile olamıyorsun. Kakıyorlar kafana kişisel gelişim saçmalıklarını. Ferrarisini Satan Bilge olman için önce o Ferrari’yi satın alabilmen gerekiyor. Küçük hayatların kendi küçük başarıları bizi tatmin etmiyor ama eğer Ferrari’ni satıp huzuru aradıysan, işte şimdi ilgi alanımıza girdin demektir.

Kendi mutsuzluğumuzu görmemek için herkesi içine çektik. Kendi yapamadıklarımızı örtmek için en yakınımızın bile başarısız olmasını istedik. Her hatamızda başkalarına yüklendik. İyi niyetli her adıma gözlerimizi kapattık. Ve şimdi hep birlikte batıyoruz. Her birimiz bir diğerimizi suçluyoruz.

Benim artık sizinle yürüyebilecek gücüm kalmadı.

Saçlarımı en son ne zaman taradığımı hatırlamıyorum. Her gün eve gelip tadını tuzunu alamadığım yemekleri yiyorum. Uyuyorum, uyanıp saçlarımı topluyorum ve çıkıyorum. Sırf sussunlar diye biraz olsun. Sırf karışmasınlar diye. Alın size aylardır aynı işte çalıştığım, sağlıklı beslendiğim, dağıtıp dökmediğim berbat hayatım! Yeter ki beni biraz olsun rahat bırakın.

Ve bir gün en dibine vurduğumda;

“birden susarsa bütün yenilgiler,

tekil hayatlar da bir gün devrim yapar ya

tek bir gün doğmasa güneş”**

**Sakin – İkarus Başarsa

Canan Saka

Çizim: Pınar Bal

(Masa Dergi 3. Sayıdan)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir