Freddie Mercury

Freddie Mercury

Bu hayat sahnesi benim!
İster en tepesine çıkar, yukardan bakarım size,
İster yere iner tepinirim üzerinde.
Ah gizlice sildiğim gözyaşlarım, yalnızlığa öykünen aşklarım…
Kalbim kırılgan, vaktim dar.
Aklımdan hiç çıkmıyor ki, göz diktiğim o parlak yıldızlar.

Gölgenin içinde dört adam… Tepeden bakarak hiç istifini bozmadan şarkı söylüyordu.
Sonra hepsi sustu, içlerinden biri devam etti;

“Serserinin tekiyim, sempatiye ihtiyacım yok! 
Çünkü haydan geldim huya giderim, biraz aşağı biraz yukarı…”

Çocuktum. Biraz ürkmüş ve hiçbir şey anlamamıştım. Ama ekrana bakmaktan da kendimi alamıyordum. Büyüyünce anlayacaktım, yıllar önce televizyonda görüp hafızama kazınmış bu görüntü, Queen’in Bohemian Rhapsody’siydi.
Ve gölgenin içinde elini beline koyup “Bir adamın karaltısını görüyorum” diyerek yazdığı hikâyenin mizansenini yapan adam Freddie Mercury!
Öyle ya! Kimi zaman bir araba reklamında, kimi zaman bir futbol maçında o vardı.
Ve görünen o ki, müzik zevkimiz ne olursa olsun bir şekilde karşımıza çıkmayı biliyordu.

Queen’i Quuen yapan isim… Tüm dünyada Freddie Mercury olarak tanınsa da gerçek adı Farrokh Bulsara’dır. 5 Eylül 1946’da,ü o zamanlar İngiliz kolonisi olan Zanzibar adasında doğmuştur. Hint kökenli olduğu belirtilen birçok kaynağın aksine Mercury, İran’a Müslümanlığın gelmesiyle Hindistan’a göçen Zerdüştlerdendir. Etnik kökenini hayranlarından gizlemeyi seçmiş, bu gerçeğe röportajlarında nadiren değinmiştir.

Çocukluğunun büyük kısmı Hindistan’da geçer Mercury’in. Okuduğu İngiliz okulunda kendini Freddie olarak tanıtır. Piyano çalmayı öğrenir ve daha çocukken bir müzik grubuna dahil olur. Zanzibar’daki 1964 devrimiyle 17 yaşındayken ailesiyle Birleşik Krallık’a taşınır. Sanatın çok yönlülüğünü sırtlanan Mercury, Ealing Art College’da Sanat ve Grafik Tasarım eğitimi alır. Queen’in meşhur ambleminin imzası da Mercury’e aittir.

Devasa olacağımı düşünmüştüm ve olduk


1970 yılında başka gruplarda çalan Brian May ve Roger Taylor’la tanışır ve bir grup kurarlar. Adı Queen (Kraliçe) olsun der Freddie, soyadım da Mercury.. Onun kafasında Queen’le bir müzik grubu olmaktan çok, müzikal bir şölenin parıltısı vardı. Öyle de oldu.

Ve işte Freddie’li  coşku korosu sahnede! 
Onunla sesler bir eksilip bir çoğalıyor. Büyüyor gözler, ağızlar açık kalıyor. Eller çırpılıyor, ayaklar yeri döverek ritim tutarken o, dünyanın çatısına çıkıp tüm dünyaya şarkısını söylüyor.

Tüm zamanların en iyisi, Bohemian Rhapsody! Kaleme aldığı bu şarkı, adını tüm dünyaya duyururken aynı zamanda olay yaratmıştır. Kimilerine göre bu parça onun bir eşcinsellik itirafnamesi olsa da; aslında esrarengiz, masalsı ve dinleyicinin hayal dünyasına bırakılmış bir gizdir. Ne anlama geldiğini yalnızca Freddie’nin bildiği bir giz… Balladı, gitar solosu, opera geçişi ve hard rock bölümüyle kelimelerin üzerinde yaramaz çocuk gibi, bir oraya bir buraya sekmiştir. Ölümle yaşam, umursamazlıkla kaygı arasında kalmış “Galileo, Figaro, Magnifico” nidalarıyla öyküsünü şifrelemiştir.

“Yalnızca benim biIiyor musun, yalnızca benim. Bazen çok düzensizim, bazen çok düzenIiyim ve… yalnızca benim.”

Bir arıya benzetebiliriz Freddie’yi. Queen’le düşündüğümüzde ise Kraliçe Arı, Freddie için mükemmel bir tasvirdir. O arı gibi rahatsız edilmeden uçmayı, her çiçekten bal almayı sevmiştir. Hayatta olmayı, hayata karışmayı ve ona kafa tutmayı sevmiştir. Çelişkilerin oluşturduğu nadir bir uyuma sahiptir. Rock’ın içine dahil ettiği operayla ezber bozmuştur. Ve bir rock stara göre bıyıklarıyla maskülen bir tablo çizmiştir. Ama bıyıkları makyaj yapmasına, feminen kıyafetlerle video çekmesine engel değildir, olmamıştır.

Freddie’de şu arının yerinde duramaz ve yeri geldiğinde sokar hali; özel hayatında, röportajlarında ve şarkılarında fazlasıyla görülür. Bazı parçalarında yeren bir dalgacı iken, bazılarında Romeo kadar duygusal bir âşığa dönüşebilmiştir. Kadifemsi bir sesle aşkın insanı değiştirmeye cesaret edebilen tek kahraman olduğunu dile getirmiştir âdeta. Love of My Life (Hayatımın Aşkı) buna en güzel örneklerden biridir. Bu şarkıyı Mary Austen’a yazmıştı. Biraz piyano, biraz gitar riffi… Sesiyle ördüğü en hassas duvara yaslanıp okudu sözlerini. Hemcinsleriyle yaşadığı aşklar var olsa da, kimsenin Austen gibi olamayacağını, en değerlisinin o olduğunu söyledi. Ve ölene kadar onunla hep dost kaldı.

Queen’in “Greatest Hits” albümündeki 17 şarkıdan 10’unu Freddie Mercury yazmıştır. Hem ele avuca sığmaz hem de yenilgiyi kabul edecek kadar naif ve yürekli olabilmiştir. Someone to Love’da isyan etmiş, gocunmadan yalnızlığını itiraf etmiştir. The Show Must Go On’da hayatı aşklarıyla sorgularken, her zaman devam edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Killer Quuen’le teatral ve öykülemenin izlerini sürerken, Don’t Stop Me Now’la hayatın beklemezliğini anlatmıştır. Dillere pelesenk olmuş We are The Champions’la sonunda istediği yere vardığını duyurmuştur. İki adet solo albüm çıkarmıştır. Mr. Bad Guy isimli albümü pop rock – disco tarzında, Barcelona ise çok sevdiği Montserrat Caballé ile yaptığı opera tarzı bir albümdür.

Freddie’nin vokal denizinde derine inildiğinde özgürlüğün maviliği göze çarpar. Öyle coşkulu, öyle içinden geldiği gibi söyler ki şarkılarını… İşin içine, kanını canını, tüm hücrelerini katar da söyler. İnsan onu her dinleyişinde özgürlüğe biraz daha hayran olur ve onu kovalamak ister.
Dünyanın en eşsiz seslerinden birine sahiptir Freddie. Yapılan bazı analizlerde sesinin bariton (bas ve tenor arası insan sesi) olduğu ortaya çıkmıştır. Böylece, sahip olduğu geniş ses yelpazesi birçok sese rahatlıkla çıkabilmesini sağlamıştır.

Sahnede o kadar güçlüyüm ki sanki bir canavar yarattım. Şarkı söylerken çok dışa dönüğüm ama aslında içimde çok farklı biriyim.

Freddie Mercury sahnede yıldızlara doğru yanan bir ateş gibiydi ve seyircilerini buna hep şahit tuttu. Onların ruhuna işledi ve enerjisinden onlara da üfledi.
Wembley Stadyumu’nda grubuyla verdiği konser tarihe, kalabalığı ve sinerjisiyle bir yumruk gibi indi.

Michael Jackson gibi birçok şarkıcı ve grubun kendisine örnek aldığı bir isimdir Freddie. Kurt Cobain de intihar mektubunda onun kendisine ilham kaynağı olduğunu ve enerjisine gıptayla baktığını yazmıştır. Ve hiçbir zaman onun gibi olamayacağını…

Son yıllarını mümkün olduğunca gözden uzakta, AIDS olduğu dedikodularını inkâr ederek
geçirdi. Ve HIV pozitif olduğunu tüm dünyaya açıkladıktan sadece bir gün sonra öldü.

Son videosunu These Are The Days Of Our Lives (Yaşamımızın Günleri Bunlar)’e çekmiştir. Oldukça güçsüz ve zayıflamış olduğu görülen Freddie Mercury, kameraya bakarak tüm sevenlerine “Sizi hâlâ seviyorum” demiştir.

Yaşlı bir kemik torbası olmaya hiç niyetim yok. Aslında bunu önemsediğim de yok. 70 yaşıma kadar yaşayacağım diye inat etmiyorum. Hatta çok sıkıcı olurdu eminim, 70 yaşıma gelmeden öleceğime inanıyorum!

Freddie, ölümün gölgesinde sık sık gezinmiştir. Erken geleceğini sezmiş gibi ağzından düşürmemiştir. Kariyerinin başında;
“Anne, ölmek istemiyorum, bazen hiç doğmamış olmayı diliyorum (Bohemian Rhapsody)” derken ölmeden önceki son kaydında; “Acınacak durumda olmak değil, yalnızca saklanacak güvenli bir yer istediğim. Anne lütfen! Bırak, karnına geri döneyim (Mother Love)” demiştir.

Yaşamayı öyle sevmiştir ki ve hayatın tam ortasında olmayı,.. Hastalığından dolayı ölümün hırıltılı nefesini ensesinde hissetmek ona ağır gelmiştir. Ve ölümü beklemek… Kulak tırmalayan ne zaman biteceği meçhul bir senfoni gibi… 
Bu yüzden İlaçlarını almak istemez artık, bitsin der. Ve 1991 yılının 24 Kasım’ında hayatını kaybeder.

Hayatını korkmadan yaşamış Freddie; giderken kimsenin dolduramayacağı bir boşluk bırakarak son yolculuğuna çıkarken hikâyesiyle hepimize fısıldamıştır:

“Dostlarım ben birazdan ölümün kör köşesinden dönüyor olacağım,
 Ama ardımda sizlere tüm yaşama sevincimi bırakıyorum, Çünkü bilirsiniz beni, 
SHOW MUST GO ON!”

Zeynep Sevde Yengi

Çizim: Birol Demircan

(Masa Dergi 3. Sayıdan)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir