Carl Orff ve Carmina Burana

Carl Orff

Yıl 1803, Alpler’deki bir manastırda iki yüz kadar şarkı ve manzume karışımı bir koleksiyon bulunur. 13. yüzyılda derlenmiş bu koleksiyonda her birinin biçimi, yazılışı farklı olan şiirler vardır. Şiirlerin dili de farklıdır. Eski Almanca, eski Fransızca ve Latince… Bir kısmı Doğu’nun ritimlerine sahipken bir kısmı Bavyera tavernası havasındadır. Sanki biri 13. yy’ın ruhunu yansıtan şiirlerini bir araya getirmek istemiş. Şiirlerin çoğunun ortak teması, bütün bir Orta Çağı etkisi altına alan, kader ve talih. Diğer temalar ise para, veba gibi korkunç bir hastalığın insanlara verdiği dehşet, korku, ölüm, günah, zevk, neşe, eğlence, kadın, şarap ve aşk… Johann Andreas Schmeller bu koleksiyonu “Carmina Burana” adıyla 1847’de yayımladı.

“Ey Fortuna (Talih)

Ay gibisin

Ne kadar kararsız

Ya doğar büyür

Ya da batarsın

Kahredici hayat!

Önce kötü davranır

Sonra saf bir tavırla

Eğlenirsin bizimle”

(Ey Fortuna)

1937 yılına gelindiğinde Carl Orff bu koleksiyondan seçtiği parçaları besteler. Hemen ilk çalınışta halk tarafından sahiplenilir ve çok sevilir. Eser çok sade bir biçimde yazılmış. Hatta bu bakımdan Orff’un besteci sayılıp sayılamayacağını tartışanlar bile olmuş.

 

“Güneş düzenler her şeyi

O, saf ve zarif

Kazandırır yepyeni şeyler

Nisanın yüzü evrene.

Aşk için tekrar

Kabarır göğsü erkeğin

Bütün güzelliklerin üzerinde

Tanrıdır hükümdar olan.”

(Her Şeyi Güneş Düzenler)

Carl Orff 10 Temmuz 1895’te Münih’te doğdu. Müzikte kendi kendini yetiştirdi. Daha lisedeyken ilk bestelerini yayımladı. Kariyerinin başlangıcında çalışmaları Debussy, Strauss, Pfitzner’in etkisi altındaydı. Daha sonra Schönberg ve Stravinsky’nin çalışmalarının fazlasıyla etkilendi. Yavaş yavaş kendi üslubunu buldu. Carl Orff, eski tiyatroyu hümanist dünya görüşüyle birleştirdi. Wagner’den sonra Alman müziğine yön veren isim oldu. 

“İlkbaharın şen yüzü

Gülüyor tekrar evrene

Kışın zorbalığı, artık mağlup

Çekilsin bu topraktan

Çiçekler rengarenk elbiseleriyle

Kaplarken evreni alabildiğine

En tatlı nağmeler

Övmekte ormanları”

(İlkbaharın Şen Yüzü)

Bundan sonra geçmiş yüzyıllara, Orta Çağa dönmüş, eski müziği araştırmıştır. Carmina Burana’yı sahneye koyduktan sonra dünya çapında isim yapmıştır. Carl Orff müzik tarihi araştırmaları esnasında tarihi çağlardaki Anadolu müzik kültürüne dek araştırma yapmıştır. Carmina Burana’nın altıncı parçasının ölçüsü, Anadolu müziklerinin zeybek, horon gibi aksak ritimlerine çok yakındır. Altıncı parçada aynı zamanda flüt ve timpani vardır. Anadolu ve Mezopotamya uygarlıklarının kutsal törenlerinde kullanılan müziği çağrıştırır. Kibele ve Diyonizos törenlerinde davul ve bir çeşit kaval kullanılırdı. Bu parça da zaten bu törenlerin kutladığı gibi baharın gelişini kutlar.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir