Bir Anı Defterinin Son Sayfası

Alican Bayar

her gidilen yolun bir sonu olmak zorunda değil
diye yazıyordu üzerini örten gazetenin manşetinde
başında sahiller dolusu kuş izleriyle birlikte,
ceketini sırtına geçirmiş bir gecenin ikircikli gidişi…
bu, zamanın bize oynadığı en trajik oyundu belki.

oysa
hiç alabora etmeyecek gibiydi dalgalar
değerken bir balıkçının elleri suya…
hiç ıslatmayacak gibiydi yağmur
gezinirken kimsesiz bir çocuk sokak ortasında…

balıklar nasıl habersizse denizlerden,
yapraklar düşeceği yerlerden,
biz de öyle habersizdik aldığımız nefesten
öpüşürken en güzel yerlerimizden

taşları ayıklanmış pirinç tarlası üzerinde,
sallanırken…
salıncak yalnızlığımızda
lacivert kediler biriktirirdik birbirimize
ve hatırlar mısın,
ne çok benzetirdik onları takılıp düşen düşlere.

çarnaçar…
kan kaybederken hatıralar,
yağmura bulanıp denize ulaşabilmek hevesiyle
elini tutan elimle savaşmaktalar.

her gidilen yolun bir sonu olmak zorunda değil
diye yazıyordu üzerini örten gazetenin manşetinde
başında sahiller dolusu kuş izleriyle birlikte,
ceketini sırtına geçirmiş bir gecenin ikircikli gidişi
şimdilik! iyice örtüp terk ediyorum,
başında beklediğim ölü bedenini!

Alican Bayar

(Masa Dergi 2. Sayıdan)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir