Ben Hep Boğayı Tuttum

Müjdat Gezen

Onu bir arenanın ortasına salarlar. Önce at üstünde bir herif çıkıp hayvanı kızdırır. Arkasından iki üç herif ellerindeki mızrakları hayvanın sırtına saplarlar. En son matador denen herif çıkar sahaya. Elinde bir pembe kırmızı pelerin, arkasında da sakladığı kılıcı vardır. O yaralı hayvanı bir de o kızdırır. Önemli bir halt ediyormuş gibi, pelerini sağa sola sallar. Sırtında mızraklar saplı, yaralı hayvan nereye saldıracağını pek bilemez, çünkü zaten yeterince kan kaybetmiştir. Sonunda sapık seyirciler bağırmaya başlarlar, “artık öldür” diye. Matador denen dansöz kıyafetli boğayı üzerine çeker ve pelerininin arkasına cesurca gizlediği kılıcını hayvanın damarına saplayarak boğayı öldürür. Arena ayağa kalkar. “Ne kadar güzel öldürdün” diye erkek görünümlü dansözü çılgınca alkışlarlar. Boğa ölmüştür. Görevliler cesedi taşırlar. Bu rezil gösteri sona erer. Boğayı öldüren çok büyük para kazanır bu işten…

Ben yaşamım boyunca hep boğanın yanında oldum. “Şu hayvan bir isabet ettirse de kılıçlı herifin hakkından gelse” diye. Çünkü burada hakkı yenen boğadır. Ben boğayı, hakkı yenen, haksızlığa uğratılan halklara benzetirim. Karşısındaki, baştan aşağı tam teşekkül silahlıdır. Halkın yapacağı hiçbir şey yoktur o arenada. Elinde kılıç olan, halkı ister öldürür, ister süründürür, ne isterse onu yapar. Çünkü kılıcı vardır ve tek adamdır. Ama onun da bilmediği bir şey vardır; o canı yanmış yaralı kızgın boğa, bir gün ayağa kalkarsa eli kılıçlı o adamı yerle bir ediverecektir.

İşte ben bu nedenle hep boğayı tutarım.

Müjdat Gezen

(Masa Dergi 1. Sayıdan)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir