George Orwell’ın “Alternatif Gerçekler”i: 1984

George Orwell

1903’te Hindistan Montihari’de dünyaya gelen George Orwell, daha sonra ailesiyle birlikte İngiltere’ye gitti ve öğrenim hayatını burada tamamladı. 1922 – 27 yılları arasında Hindistan İmparatorluk Polisi olarak görev aldı ama teşkilatın içyüzünü görünce istifa etti. Yazdığı onlarca makale, Stalin rejimini taşlayan Hayvan Mezarlığı ve nihayet 1984’ü istifa ettiren bu protest ruhun eseridir.

Peki Orwell, ünlü 1984’ü için neden o yılı seçmişti? Aslında yılı 1980 olarak belirlemişti ama yazdığı dönemde veremle boğuştuğu için kitabın tamamlanması zaman almıştı. Böyle olunca 80’den sonra 82’yi düşünmüş, sonunda da 84’te karar kılmıştır.  1984 olmasının bir diğer nedeni de,  romanın tamamladığı yıl olan 1948’in son iki rakamını değiştirmeye karar vermesidir. İsmini Avrupa’daki Son Adam ( The Last Man in Europe) olarak belirlediği kitabı, o dönemde – “bu nitelikte bir genel saldırı”yı – kimse yayımlamak istemedi. Daha sonra pazarlama kaygısıyla Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’e (Nineteen Eighty-Four) çevrilerek 8 Haziran 1949’da ilk basımı yapıldı. 

Bugünlerde romanı popüler yapan şeyse; ABD Başkanı Donald Trump’ın danışmanlarından Kellyanne Conway’in kullandığı “alternatif gerçekler” tabiri oldu. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Sean Spicer’ın Yeni Başkan töreni için “en çok izleyicisi olan tören” tabirini kullanması tepki çekmişti. Bu “yalan açıklama” Conway’e tekrar sorulduğunda “bunun fazla abartıldığını, alternatif gerçeklerin sunulmuş olabileceğini” söylemesiyle tepkiler büyüdü. İnternet ortamında, 1984 romanı hatırlatılarak, iktidarların oluşturmaya çalıştığı yapay belleğe dikkat çekildi. 

1984
George Orwell 1984’te tam olarak;  bellek ve geçmişten arındırılmış, “idealize” edilmiş bir toplumun yaratılmaya çalışıldığı bir dünyayı kaleme almıştı. Bu dünyada yeni bir dille; düşünme eylemini minimuma indiren “yenikonuş”, çelişkili bilgiyi sorgulamama ve inanma durumunun ise “çiftçidüşün” olarak tanımlandığı bir sistem geliştirilmiştir. Yine bu dünyada “Düşüncesuçu” ile bir gece alıkonulabilir, ortadan kaldırılabilir ve tüm kayıtlardan silinerek buharlaştırılabilirsiniz. Ve evliliği yalnızca hükümet yanlısı çocuklar doğurmak için yapabilirsiniz. İnsanı robota evirmeye meraklı bir yönetimin konu alındığı 1984, total totalitarizm tehlikesine karşı atılmış edebi bir çığlıktır. Orwell romanıyla, bize ütopyanın düşsel umudunu değil, karşı ütopyanın karabasanını anlatmıştır.

Düşünüldüğünde 1930 ve 40’larda “Stalin’in sosyalistliği”nin  Sovyetler Birliği’nde oluşturduğu baskı yönetimine karşıt düşüncelerle kaleme aldığı Orwell’ın bu kitabının, günümüze ayna tutması manidar gözüküyor. Ama okunduğunda çok daha iyi anlaşılacak bir şey var ki; okuyucuyu umut ve korku arasında bırakan bir dünya ile Orwell modern zamanları protesto etmiştir. Ve bu okura Trump olayının da hatırlattığı üzere,  günümüzde artarak çoğalan tek parti,  propaganda, beyin yıkama ve halkı manipüle etme çabaları tanıdık gelmektedir. 1984 “kıssadan hisse” tadında, bulunduğu kehanetiyle bugünün okurunu modern bir klasik olarak etkilemekte ve etkilemeye devam edecektir.

Zira George Orwell da başından beri kehanetinin farkındaydı ve ABD’deki bir sendikacıya kitabı hakkında yazdığı mektupta şunları söylemişti;

“(Kitapta) anlattığım toplumun bir gün mutlaka gerçek olacağına inandığımı söyleyemesem de, ona benzer bir toplumun gerçek olabileceğine inandığımı söyleyebilirim”

*Alıntılar; George Orwell – 1984, Çeviren Celal ÜSTER, Can Yayınları

Zeynep Sevde Yengi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir